Blog
Musluk Suyunun pH Değeri Nedir ve Tesisat İçin Neden Önemlidir?
Tüm Türkiye'ye yedek parça gönderimi sağlamaktayız.
Suyun sertliği, kireç oranı, klor seviyesi gibi kavramlar gündelik konuşmalarda sıkça yer alır. Ancak bütün bu kavramların arkasında daha sessiz, ama aynı derecede belirleyici bir parametre vardır: Suyun pH değeri. Musluğunuzdan akan suyun asitlik-baziklik dengesi, bataryanın iç parçalarından kombinizin eşanjörüne, giysilerinizin rengine kadar pek çok kalemi doğrudan etkiler. Musluk suyu pH değeri tesisat etkisi konusunu doğru kavramak, tesisatın neden beklenenden önce yaşlandığını ya da neden bazı semtlerde su lekelerinin daha kolay çıktığını anlamayı kolaylaştırır. Bu yazıda pH kavramını temelden ele alıp konunun tesisat tarafına odaklanıyoruz.
pH nedir, neyi ölçer?
pH, bir sıvının asitlik ya da bazlık derecesini 0 ile 14 arasında bir sayı ile ifade eden ölçektir. 7 değeri nötrdür; saf suyun 25 derecede pH değeri 7’dir. 7’nin altına inildikçe asidik, üstüne çıkıldıkça bazik (alkali) karakter artar. Bu ölçek logaritmiktir; yani pH 5 olan bir su, pH 6 olan bir sudan on kat daha asidiktir.
Türkiye’de içme suyu standartları, pH değerinin genellikle 6,5 ile 9,5 aralığında olmasını öngörür. Bu aralık içinde kalan su, içme amaçlı güvenlidir. Ancak bu geniş aralığın ucu ile diğer ucu arasındaki suyun tesisatla ilişkisi birbirinden oldukça farklıdır. pH 6,8 olan bir su ile pH 8,5 olan bir suyun aynı bataryada, aynı borularda yaptığı etki aynı değildir.
Düşük pH (asidik su) tesisata nasıl etki eder?
pH değeri 7’nin altında olan su, içinde bulunduğu metal yüzeylerde korozyonu tetikleyen bir davranış sergiler. Özellikle galvanizli demir, bakır ve pirinç alaşımları bu davranıştan en çok etkilenen malzemelerdir. Asidik su, bakır borularda zamanla içsel aşınma yaratır; iç çapta milimlik daralmalar olabilir ve uzun yıllar sonra pin-hole adı verilen küçük delikler oluşabilir. Bataryaların pirinç gövdesi de benzer bir etkiyle yüzeyinde bakır oksitlenmesi yaşayabilir; gövde dışında yeşil lekeler görülmesi bu etkinin dışa yansımasıdır.
Asidik suyun bir diğer göstergesi, çamaşır makinesinde ya da çelik eviyede izlenen lekelerdir. Paslanmaz çelik eviyenin yüzeyinde zamanla görülen turuncu kahverengi noktalar, çoğu zaman suyun pH değerinin düşüklüğüyle ilgilidir. Yine klozet seramiğinde ya da duş teknesinde açıklanamayan lekeler asidik suyun metalik izlerinden kaynaklanabilir.
Yüksek pH (bazik/alkali su) tesisata nasıl etki eder?
pH değeri 8 ve üzerine çıktığında, su korozif karakterini kaybeder ama bu kez tortu bırakma eğilimi kazanır. Bu tortu en çok kireç şeklinde kendini gösterir. Yüksek pH’lı su içindeki kalsiyum ve magnezyum iyonları, ısıtıldığında ya da basınçta dalgalanma yaşandığında çözünürlüğünü kaybeder ve yüzeylere yapışır. Kombilerin eşanjöründe, ısıtıcıların rezistanslarında, duş başlıklarının perlatörlerinde ve çamaşır makinelerinin ısıtıcılarında biriken kireç tabakası bu mekanizmayla oluşur.
Yüksek pH, tesisatı “yemese” de verimini düşürür. Bir kombi, eşanjöründe birkaç milim kireç biriktiğinde ısı transferi verimini ciddi oranda kaybeder; aynı sıcaklığa ulaşmak için daha fazla gaz harcar. Bir duş başlığının yağmur fonksiyonu kireç yüzünden kısa sürede bozulabilir. Yani yüksek pH’ın etkileri ani değil, kümülatif ve maliyet artırıcıdır.
pH ile sertlik aynı şey midir?
Çoğu kullanıcı pH ile sertliği karıştırır. İkisi farklı parametrelerdir. Sertlik, sudaki kalsiyum ve magnezyum iyonlarının konsantrasyonudur; genellikle Fransız sertlik derecesi (°F) ile ifade edilir. pH ise suyun asit-baz dengesidir. Yüksek sertlikteki bir suyun pH’ı düşük olabilir, ya da düşük sertlikteki bir suyun pH’ı yüksek olabilir.
Ancak bu iki parametre pratikte birlikte tesisat üzerinde belirleyici rol oynar. Yüksek pH ve yüksek sertlik birleşirse kireç birikimi çok hızlanır. Düşük pH ve düşük sertlik birleşirse korozyon hızı artar. Dolayısıyla musluk suyu pH değeri tesisat etkisi değerlendirilirken sertlik değeri de birlikte ele alınmalıdır.
pH değeri nasıl ölçülür?
Evde pratik olarak pH ölçümü, eczanelerden ve akvaryum malzemeleri satan yerlerden temin edilebilen pH kağıtları veya dijital pH metrelerle yapılabilir. pH kağıdı suya daldırıldığında aldığı renk bir referans cetveli ile karşılaştırılarak okunur; hassasiyeti sınırlıdır ama 0,5-1 birimlik genel bir fikir verir. Dijital kalem tipi pH ölçer daha hassas bir okuma sunar, kalibrasyon gerektirir ve fiyatı daha yüksektir.
Resmi bir değer arayanlar ise bağlı oldukları belediyenin su yönetim biriminin aylık veya yıllık yayınladığı “içme suyu kalite raporu” dokümanlarına bakabilir. Bu raporlarda pH, sertlik, klor, nitrat ve diğer parametreler mahalle mahalle ya da bölge bölge yayınlanır. Aynı şehrin farklı semtlerinde bu değerler birbirinden oldukça farklı olabilir; çünkü suyun geldiği kaynak, iletim hattındaki uzunluk ve dezenfeksiyon yöntemi pH’ı etkiler.
Tesisatı korumanın yolları
pH probleminin çözümü, kaynağa göre farklı teknolojiler gerektirir. Yüksek pH ve sertlik birleşimi olan sularda tesisatın en iyi koruması bir yumuşatma sistemiyle yapılır. Yumuşatma cihazları, sudaki kalsiyum ve magnezyum iyonlarını sodyum iyonlarıyla değiştirir; böylece kireç oluşumu büyük ölçüde engellenir. Bu sistemler genellikle daire girişine yerleştirilir ve tüm tesisatı korur.
Düşük pH’lı sularda ise pH’ı dengelemek için nötralizasyon filtreleri kullanılır; kalsit taşı içeren bu filtreler suyu geçerken pH’ı nötr seviyeye doğru çeker. Bazı eski binalarda dairelere özel kombi girişi filtreleri tercih edilir; bu durumda korunan sadece kombi olur, diğer tesisat aynı sudan etkilenmeye devam eder.
Batarya ve duş başlığı gibi uç noktalarda kireç birikimini yavaşlatmak için orijinal perlatör ve akış düzenleyici parçaların düzenli aralıklarla değişimi de etkili bir rutin tedbirdir. Bu parçalar genellikle kireç birikiminin ilk yoğunlaştığı yerler olduğundan; onların değişimi, alt kısımdaki ana gövdenin korunmasına katkı sağlar.
Farklı sularla uyumlu bir tesisat kurmak
Türkiye’de şehirden şehre, hatta aynı şehirde mahalleden mahalleye su değerleri değişir. İyi bir tesisat planlaması, su analiz raporuna göre yapılır. Hangi bölgede pH daha düşük, hangi bölgede daha yüksek, sertlik ne seviyede — bu bilgiler hem boru malzemesi seçiminde hem de tesisat sonrası bakım sıklığının belirlenmesinde kullanılır. Yüksek kireç bölgelerinde daha dayanıklı iç parçalı bataryalar tercih edilmesi, düşük pH bölgelerinde ise bakır değil çapraz bağlı polietilen (PEX) boru tercih edilmesi bu değerlendirmelerin sonucudur.
Musluk suyu pH değeri tesisat etkisi göz önüne alındığında, bir evin tesisatı yalnızca usta tercihi ve bütçe ile değil, içinden geçecek suyun kimyasıyla da şekillenir. Suyun değerleri bilinerek alınmış önlemler, yirmi yıllık tesisat ömrünün otuz yıla uzamasına dahi katkı sağlayabilir. Bunun tersi geçerlidir: Su analizi yapılmadan kurulmuş bir tesisat, görünürde mükemmel olsa bile beş yıl içinde beklenmedik arızalarla geri dönebilir.